Sesli Kuran :: Makaleler :: Geçici Dünya
Sesli Kuran
Menü

Makaleler
Makale  Geçici Dünya
Makale  Peki Ölçü Nedir?
Makale  Daimi Şuur
Makale  Duamız Olmasa
Makale  Namaz
Makale  Oruç

        Elham Bu!
        Umut'la Beraber
        
        Hadis Günlüğü
        Namaz Broşürü
        Ramazanda SesliKuran
        Burada Kaldım
        Adım Adım Yükleme Nasıl Yapılır?
 
Kuran-ı Kerim

     

Genel hayat akışı toplumları öylesine etkilemiş ki, insanlar bazı kalıpları hiç eleştirmeden aldıkları gibi devretmekteler. Maalesef dini inançlarda böyle. Toplumlar dini inançları söz konusu olduğunda tamamen duyarsızlaşıyorlar. Sakın zannetmeyin ki günümüz Hıristiyan, Yahudi ve diğer dini toplumları dinlerini bilerek yaşıyor. Adeta futbol takımı taraftarları gibi insanlar akıl mantık kullanmadan her türlü zemin ve ortamda doğru zannettikleri dinlerini körü körüne savunuyorlar.

 

Müslümanlar içinse durum biraz daha farklı olmalı. Müslüman = teslim olmuş anlamına gelir. Tüm dinlerin özü olan İslamiyet’in en büyük mucizesi Kuran-ı Kerim, insanlar arasında ayırım yapmaksızın onu okuyan herkese Yüce Allah’ın öğütlerini öğretmekte ve yol göstermektedir.

 

İlginçtir ki, Dünya’nın birçok ülkesinde Müslümanlar yüzyıllardır Kuran-ı Kerim’i sadece orijinal metni olan Arapçadan okumaktadırlar. Hâlbuki 1,4 milyar Dünya Müslüman nüfusunun sadece 246 milyonu, yani  %17’si Arapçayı anadili olarak kullanmaktadır. Buda bize Müslümanların %83’ünün anlamadığı bir lisan olan Arapçayı kullanarak Rabbisi ile iletişim kurma çabasında olduğunu göstermektedir. Hatta nasıl ki biz Türkler 300–400 sene önceki Türkçeyi sadeleştirmeden anlayamıyorsak, günümüz Arapları da aynı şekilde 1400 sene önce inen Kuran-ı Kerim’in Arapçasını sadeleştirmeden anlayamıyorlar.

 

Peki, Yüce Allah, Kuran-ı Kerim’i sadece az bir grup kulları anlasın ve diğerlerine anlatsın, diğerleri de anlamasa da Arapça öz metninden bir ömür okusun sevap kazansın diye mi indirdi? Böyle bir varsayım Yüce Allah’ın El Adl = Gerçek adalet sahibi ismine katiyen uygun düşmüyor. Kulları arasında adil olan Yüce Allah, Kuran-ı Kerim’ini de aynen dondurucuda uzun yıllar bozulmadan durabilen gıdalar gibi Arapça olarak muhafaza etmektedir. Kim, hangi asırda, hangi lisan üzere alıp Kuran-ı Kerim’i işler, meal ederse işte o zaman Kuran-ı Kerim gerçek kullanım şeklini almaktadır. Nasıl ki karnı aç olan bir kimse dondurucudaki gıdaları çözdürmeden ve pişirmeden yiyemez ise, Kuran-ı Kerim’i de anlamadığımız bir lisanda sürekli okuyarak ihtiyacımız olan kılavuzlanmaya kavuşmamız mümkün değildir.

 

Adl olan Yüce Allah, kullarının eğitimine o kadar önem vermektedir ki, sosyal rolü ve eğitim seviyesi ne olursa olsun, her kulu ile tek tek muhatap olmak istediği için Kitabını bizlere lütfetmiştir.

 

Kuran-ı Kerim’in meal edilemeyeceği veya edilse bile herkes tarafından anlaşılamayacağı veya falanca zamanlarda okunmaması ve benzeri birçok söylemler tamamen Yüce Allah’ın bizlere olan Rahmetine aykırı ve maalesef şeytanın icat edip yüzyıllardır Kuran-ı Kerim’in ilminden uzak yaşayan Müslümanlara kolaylıkla kabul ettirdiği batıl kanunlarıdır.

 

Furkan 30 - O gün Peygamber: “Ya Rabbi, halkım bu Kuran’ı terk edip ondan uzaklaştılar!” der.

 

Ne kadar ilginçtir ki “Ümmetim, ümmetim!” diye bizlere her konuda merhametle yaklaşan efendimiz Hz. Muhammed (SAV), az önce bahsi geçen ayette bizi resmen Yüce Rabbimize şikâyet etmekte ve Kuran-ı Kerim’den ne kadar uzaklaşma tehlikesinde olduğumuzu bu ayet bize göstermektedir. Sakın unutmayalım ki Efendimiz (SAV) ve çevresindekiler bulundukları mertebeye Kuran-ı Kerim’i anlayarak okumakla eriştiler. Bizlerde bu geçici hayatı rahat yaşamak ve ahiretimizi de güzel kılmak istiyorsak Kuran-ı Kerim’i her zaman anlayarak okumalı ve okutmalıyız.


Yazdır   |  Yorumlar (25)   |   65127 Kez Okundu  |  Seslendirmeyi İndir

  Sonraki Makale

Copyright Sesli Kuran
Filipino Azeri Russian English